Biraz Düşünelim İsterseniz – İpek Targay

Artık gençler saygısız, Türkçe’yi kullanamıyorlar, kelime dağarları çok çok az, entelektüel birikimleri hiç yok!!!”
Bu ifadeler son zamanlarda (ki daha da çoğaltabiliriz) gençlere atıfta bulunulan yaftalar.
Şimdi bir bakalım ve biraz düşünelim. Her şey EĞİTİMLE, eğitim ise ÖĞRENMEYLE başlar.
İki eğitim tanımını alalım: “Kişinin davranış örüntülerini değiştirme sürecidir” der Tyler
“Fizik ve sosyal tabiatın insan üzerinde meydana getirdiği tesirlerdir” diye tanımlar Durkheim.
Eğitimde en önemli unsurlardan biri ise “öykünme (taklit) yoluyla öğrenmedir.
Şimdi bakalım neler öykünülerek öğreniliyor bizim toplumumuzda?
Büyükler ne kadar saygılı ve saygı örneği sunabiliyorlar? Çocuk ya da gençlerimiz, neler görüp öğreniyorlar acaba onlardan? Bir baksak mı?
* Örneğin trafikte; küfür, ihlâl, bencillik içeren hareketler,dehşete düşüren kuralsızlık, tüm trafik kurallarını hiçe saymanın kendisi adına bir ayrıcalık olduğuna inanmış ve de bunu gururla(!) yapan büyükler! Kırmızı ışıkta öndeki arabanın iki saniye geç kalkmasını hazmedemeyen, kornasına asılan, daha da tatmin olmayıp küfür eden, tahammülsüz büyükler.! Cankurtarana israrla yol veremeyen , ama onun peşine takılarak açıkgözlük yapan, emniyet şertinden giderek onlarca aracın önüne geçmeyi başarı olarak addeden ve bunu iyi sürücülük(!) olarak niteleyen büyükler!
*Her hangi bir sırada ;sırayı ihlâl ederek, başkasının önüne geçmeyi, meydan muharebesi kazanmadaki zafer edasıyla eyleme geçiren büyükler! Toplu taşıma araçlarında önündekini paralayarak öne geçmede madalya kazanmaya hak sahibi büyükler! Örnekleri zihnimizi zorladığımızda çoğaltabiliriz. Bütün bunlar öğretilen, örnek oluşturan ve çoğunluğun öykündüğü saygı eylemleri!!!
Gelelim Türkçe kullanımına. En çok da buna kafam takılır eleştirileri duyduğumda. Öğrenimli kişilerin bile doğru Türkçe kullanamadıklarını gördükçe, eleştirilen gençlere nasıl da haksızlık olduğunu düşünürüm! Kadın yerine “bayan”, dahî yerine “dâhî” kullananları, rakkam, esnaflar, yerli yersiz cümle başında “hani” ve sonunda” ki” kullanımları… Bunları özellikle TV.lerde bol bol duymakta değil miyiz? Yazım kurallarını hâlâ doğru bilemeyen, “mı-mi gibi soru takılarını birleşik yazan, “de-da-ki”lerin ne zaman ayrı, ne zaman birleşik yazılacağını bir türlü öğrenememiş öğrenimli kişilerin, özellikle de sosyal medyadaki paylâşımlarını hayretle görmekte değil miyiz? Gençlerin Türkçe kullanımını, özellikle de az sözcükle günlük yaşamlarını sürdürdüklerine eleştiri getirenler, kendileri kaç sözcükle günlük yaşam iletişimlerini sağlıyorlar hiç düşündük mü?
Kitap okumuyorlar en büyük eleştiri…Pardon da siz okuyor musunuz? Son yapılan uluslararası bir araştırmada kitap okuyan ülkeler sıralamasında en sonlarda yer almışız. Bu araştırma sadece gençler üzerinde mi yapıldı?
Öğrettiniz mi kitap okumayı? Okudukları kitapları tartışmayı ve ondan doğru çevresindeki sosyal olguları tartışmayı? Yuvarlakların içini doldurarak başarı sağlayabileceklerini öğrettiniz onlara. Sanat eğitimi içerikli derslerinde bile “test” çözmelerini ön görmediniz mi? Sanat eğitiminin, birey olmanın olmazsa olmazı olduğu düşüncesinden doğru yaşantılarına hangi renkleri kattınız? Kimliklerini tanıma-sorgulama ve düşüncelerini söyleyebilme özgürlüğü mü verdiniz? Rol model olarak kim ve neleri çıkarttınız onların karşılarına? Yoksa sadece saçları, küpeleri, dinledikleri müzik, cinsel tercihleri mi sizi ilgilendirdi?
Onları anlamaya çaba, yaşantılarında savaştıkları fırtınalara saygı gösterebildik mi?
Saygının sadece otobüste yer vermek kadar basit değil, insana ait bir erdem olduğunu öğretebildik mi onlara???
Otobüs demişken, gözlemlediğim bir olgu var ondan da söz etmek isterim. Öğrenci genç ve çocuklarımız. Kimbilir kaçta çıktılar evlerinden/yurtlarından ve dönüş saatinde kim bilir nasıl bir yorgunluk var üzerlerinde? Bir yer bulup oturmuşlar. Birden çantasının yanındaki ”iş” çantasından şişler görünen, 10 çeşit tatlı ve tuzlunun yendiği sofradan kalkmış olduğunu anlamak çok da zekâ gerektirmeyen, şişkinliğe ve rahâvete uğramış belli ki emekli ya da ev hanımı biner ortalığı yara yara, oturma kaygısıyla ilerler ve tam da iş ve okul çıkışları olan saati denk getirerek! Avını da seçer, bir gencin başına dikilir…Veee saygı ile ilgili tirat başlar: gençlerde saygı kalmadı, “sagısız “ yaftasını da yapıştırdı mı? Cık çık çık aşağlamaları vs… Saygı= yer vermek!!!

Ama kimse sormaz ona sen onların bütün gün verdiği emeğine ve ondan doğan yorgunluklarına ne kadar saygılısın?..

Velhâsıl kelâm (Genç olmadığım anlaşılsın diye )
Çocuklarımızın ve gençlerimizin birer birey olduğunu kabullenemedikçe, yaşantılarına ve seçimlerine saygı duymadıkça ve onlara tüm davranışlarımızla örnek olmak adına çaba gösteremedikçe, onları anlamaya çalışmadıkça ne ve neyi sorguladığımızın hiçbir önemi yoktur. Hani bir söylem vardır: “Hırsızın hiç mi suçu yok?” Bence tüm suç hırsızın…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s