BKG – Süleyman Gürsel

Uzunca yağan yağmur sanki Tanrı’nın kızgınlığını belirtiyordu. Karanlık ve yağışlı bir geceydi bu. Boş sokaklar ve yağışlı geceler hep ürpertmiştir insanları. Ama insanlar arasında kaybetmeye yüz tutmuş birisi olarak bu beni ayrıcalıklı yapıyor. Konuşmaya mecalim olmayan bu gece bütün enerjimi sömürüyordu. İnsanlar ne zaman böyle güçsüz düşmüşlerdi merak ediyorum. Tabi birazdan kime selam vereceğimi ya da kimi tutuklayacağımı da bilmiyorum. Sadece olay yerine gidiyorum bu karanlık ve yağışlı gecede. Dar bir ara sokak, sallanan otel tabelası. Varolması normalde hayal olan bir seks dükkanı ki bu dükkanın camlarından sallanan komik cisimler, boşalmakta olan gider boruları. Bir caz barından yükselen sesler, ağlamakta olan kadın sesleri. Dışarıda dolaşan hayat kadınları ve yolda yürüyen suratsız insanlar…
Kendilerine eğlence bulmuş bu insanlar yaklaşan sonucun farkında değiller. Ayın bu zamanları mafyanın haraç zamanları mı ? Hayır. Ülke savaşa mı giriyor ? Hayır. Ee ne oluyor o zaman?Cevap vereyim, bugün hayatımın en zor günü. Dışarısı da bu zor günü yaşamak zorunda çünkü dünyam benim gördüğü şekilde. Bencil miyim ? Hayır. Ana karakter ben miyim ? Hayır. Ben sadece anlatıcıyım. İnsanların mesihiyim ben. Köşeye sıkıştırılmış kedi olan insanların, son çaresi olan pençeyim ben. Bilirsiniz ki kedilerin pençelerinde de tek tırnakları yok ve pençeleri tırnakla daima beraber ilerlerler.
Karım, beni hastalıklı olarak görüp terketti. Babam ve annem benimle konuşmuyorlar artık. Tek varlığım şu gazetecilik mesleğim. Gazetecilikten ne anlıyorsanız artık? Şu olay yerine zamanında yetişemeyen ve haberi hep başka kuruluşlara kaptıran mallardanım ben aslında. Ezik bir tipleme de diyebiliriz buna. Ezik derken gecelerden hoşlanan, konuşmaktan aciz olan; zayıf, gözlüklü, uzun boylu, siyah saçlı birisiyim. Eeh düşüncelerimi de savunamıyorum. Keşke Cemre gibi olabilsem. Kendisi hep bana yardımcı oldu ve beni seviyor. İnsan bu dünyada başka ne ister ki ?Bir de haber takımımdan Cemil var. O da beni seviyor. Ben de onu seviyorum ama o işini düzgün yapmıyor nedense. Sanki o ikisinden birisi benimle birlikteyken bedenime ve zihnime onlar sahipmiş gibi hissediyorum. Evet, bu benim. Başarısız gazeteci…

Olay yerine heyecanlı bir şekilde Cemil ve Cemre ile ileriliyordum. İkisi de bana ne yapmam gerektiğini söylüyorlardı. Her bir saniyede metronom gibi çarpan şimşekler ile eş zamanlı sinirlerim sıçrıyordu ama kıramıyordum çocukluk arkadaşlarımı. Ara sokak uzun ve ıslaktı ki bu yüzden bir lağım faresı büyüklüğünde olan botlarımın içine sular doldu. Hastalık geliyordu anlaşılan.
Cemil, alaycı bir şekilde: “Eee, çıkışı görebilecek miyiz?” dedi.
Gülümsedim ve “Yüz metre kaldı sabret üzgün adam” dedim.
Cemil, “Eve gidip uyusak ya, yarına alırız bu işi.” dedi.
Cemre ise biraz geride kalmış, o zar zor kazandığı işinden gelen maaşları mutlulukla boş şeylere harcamaya niyetliydi. Neşeli bir yüz ve bakımlı bir vücutla Cemil’den ayrılıyordu Cemre. Bana para harcatmakta da başarılı bir kadındı kendisi. Koşarak yanımıza geldi, kızımız. Beni çekici bulduğu geniş omuzlarımdan tuttu. Aslında pek de geniş değil ama Cemre ile tanışan her kim olursa olsun onun yalanlarına inanıyordu. Cemil bile bu kadına yeniliyordu arada sırada. Yenilmemek mümkün mü ? Güleryüzlü bir insan görürseniz bütün neşeniz hep yerine gelir. Olay yerine geldik. Yine kaçırmıştık. Polisler ve başka bir haber ekibi olayı halletmişlerdi çoktan. Olay yeri inceleme ekibi, cesedin vücut profilini yere tebeşir ile çoktan çizmişlerdi. Birkaç polis haricinde de kimse bulunmuyordu. Cemil ve Ceren bu işten rahatsız olduklarını ve buradan uzaklaşmam gerektiğini söylüyordu. Onlar yüzünden bir sürü iş kaybetmiştim. Gelmişken yerdeki yatan kişinin bilgilerini almak istedim. Polis ile uzunca bir konuşmadan sonra bir an kendimi o öldürülen insan sandım. Bütün özelliklerim uyuyordu. Adam sanki ikizim gibiydi yani. Fotoğrafta bana çok benziyordu. Bunu farkettiğimde sarsılmıştım. Bizim ikili ise hala beni çekiştiriyorlardı. Başka bir yere, başka bir haber ekibinden daha önce gitmemiz gerektiğini söylüyorlardı.
Size söylemiştim ya, ben insanların yüzlerini pek incelemem, diye. Galiba uzaktan bir akrabam ya da bilmediğim bir kardeşim olmalıydı. Annemin yüzünü bile hatılamıyorum mesela. Kimsenin gözlerinin içine bakamamak ne kötü yani. Evet, ben yüz karasıyım. Sizi ve yüzlerinizi iki camın arkasından göremeyecek kadar. Evet, ben akılsızım. Sizi ve yüzlerinizi hatırlayamayacak kadar. Bu yüzsüze nasıl iş verdile demeyin. Ben de bilmiyorum. Şans eseri şimşeğin korkmama sebebiyet vermesi ile gözlükler gözlerimden düştü. Polis beyefendinin de bana benzediğini fark ettim. Hatta herkes bana benziyordu. İnsanlar, Hayvanlar… Bu nasıl olabilirdi? Ben nerede yaşıyorum? Ben kimdim? Ben neydim?
Gözlüğün düşmesi ile yağmur durdu. Herkes döndü ve bana bakmaya başladı, ben az önceki sorduğum sorulara yanıt ararken. Üzerime doğru gelen insanlar hep bir ağızdan garip bir şeyler söylüyorlardı. Sonra bir şimşek çaktı. Bana benzeyen herkes yok oldu. Bütün insanlar ve hayvanlar… Yağmurlu bir gecede olay yerine heyecanlı bir şekilde Cemil ile ileriliyordum. Bana ne yapmam gerektiğini söylüyordu. Her bir saniyede metronom gibi çarpan şimşekler ile eş zamanlı olan sinirlerim sıçrıyorlardı. Ara sokak uzun ve ıslaktı ki bu yüzden bir lağım faresi büyüklüğünde olan botlarımın içine sular doldu. Hastalık geliyordu anlaşılan. Gözlüğümün nerede olduğunu sordu. Yüzümde olduğunu görmüyordu galiba. Olay yerine geldik. Yine kaçırmıştık ama bu sefer yerde bana tıpatıp benzeyen kendi ikizimi hatta klonumu gördüm. Bana benzeyen bir başka benin üzerinde kırk iki sayısı yazılı idi. Cemil’in bahsettiği gözlükler de yerdeydi. Tabi insanların beni gözlüksüz olarak görmeleri de uzun bir zaman almadı. Bir an kendi üzerimde bir sayı yazıyor mu diye baktığımda üzerimde “kırk üç” sayısının yazılı olduğunu gördüm. Şimşek çaktı. İnsanlar ve hayvanlar yok oldu ve ben yeniden başladım. Upuzun bir ara sokak… Ama bu sefer neyin ne olduğunu hatırlıyordum ve yanımda ne Cemil ne Cemre ne de bu şehirde yaşayabilen hiçbir insan ve hayvan kalmamıştı.

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s