Kurt Cobain’e – Eda Kemerkaya

Sesini duyduğum ilk andan beri hayatımda büyük bir iz bırakan, hayranı olduğumu söylemekten asla utanmayacağım ve vazgeçmeyeceğim grunge’ın asi çocuğu Kurt Cobain’in ÖLDÜRÜLÜŞÜNÜN 23. yılı bugün. Üzerine konuşmak istiyorum.
Her ergen gibi Nirvana ve Kurt Cobain ile tanışmam Smells Like Teen Spirit ile gerçekleşti, 2010 yazıydı. Şarkıyı televizyonda duyduğumu hatırlıyordum ama arkadaşım bana dinlettiğinde farklılığını hissetmemek imkansızdı. Haykırışlarıydı beni en çok çeken. O zamanlar İngilizce bilmediğim için sözlerin çevirisine bakmıştım, “İşte buradayız, eğlendir bizi” (here we are now, entertain us), kimdi bu biz, kimdi kendilerini eğlendirmesini istediği insanlar? Bunu söyleyen insan mutlu değil miydi? Bu sorularımın cevabını 2013’te, ergenliğimin en hat safhada olduğu zamanlarda buldum. Kendisini bu hale getiren insanlardan, kendi gibi olanları eğlendirmelerini istiyordu Kurt. Hiçbir zaman bir idol, marka ya da herhangi basit bir ünlü bile olmak istemeyen Kurt bunlarından birisi olmuştu ve bunu sevmiyordu. Onu böyle yapanlara “e hadi bakalım” diyordu adeta.
Çok uzun süre boyunca “Kurt 27 yaşında intihar etti, ben de o yaşta intihar edicem” diye dolaştım ortalıkta. Tanrım… Saçma, evet, biliyorum, vurmayın. Öldürüldüğünü öğrenmem çok uzun sürmedi ama. Bunu öğrendiğim an toplumun her dediğine güvenmemem gerektiğini de öğrendim. Kimi tarafından “intihar ettiği için” aşağılanan Kurt, benim gibiler için grunge’ın erken sönen bir ışığıdır. Harcanmıştır, bir kenara atılmıştır. Metaforik olarak elbette. Bir ilah gibi görülen Kurt, bir ilah değildi. Bir kurtarıcı da değildi. Canı sıkılan, evden gitarını alıp Seattle’a kaçan biriydi sadece.
Sesindeki hüznü duyuyorum her şarkısında, neden? Belki de bugün böyle biri olmamda büyük etkisi olup kendimle özleştirdiğim için mi? Belki. Belki de abarttığımı söyleyeceksiniz. Ama hayatımda tutkuyla bağlı kaldığım bir şey varsa o da Grunge’dır ve Grunge benim için Kurt Cobain’dir. Grunge bir müzik türü değil, yaşam tarzıdır.
Hayatımın en güzel dönemlerinden biri Kurt Cobain ile bağlantılıydı aslında. Sesi Kurt’e benzeyen bir arkadaşım vardı o zamanlar. Sappy’nin solosunu hep eksik çalardı en yakın arkadaşım(ve bunu kabul etmezdi, ah Z), Drain You’daki davul kısmında şarkıyı kesip gülmeye başlardık hep(evet davulcu bendim). Bir grubumuz vardı ve hepimiz grunge’ın asi çocuklarıydık kendi kafamızda. Sence de öyle değil miydik? Biliyorum. Saçma buluyorsun şu an ama ailelerimizden bıkmışken stüdyo çıkışı 1-2 bira ve bir sürü sigara içmenin verdiği o çocuksu heyecan ve asilik hissi yaşadığım en saf duygulardan biriydi.
Kurt Cobain saftı, temizdi (fiziksel olarak değildi tabii ki, çok ironik oldu ama anladın), sevgi dolu biriydi. Olmak istemediğin halde seni ilahlaştırdığımız için üzgünüm Kurt.
Işık içinde uyu.
Sevgilerimle.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s