Kuşluk Vakti Sohbetsizliği – Yusuf Can Şengül

Güneş doğmak üzere, koltuğun üzerinde omuzlarımın taşıyamayacağı bir yükün altında oturuyorum. Gökyüzünün ufacık bir kısmını görebiliyorum, parlaklığını yitirmiş yıldızların oluşturduğu takımyıldızları da yarım kalıyor bu pencereden bakınca. Çiğdem’in getirdiği abajur aydınlatıyor harici olarak salonu. Burak ile ettiğimiz sohbetlerin hesabını tutuyorum bu salonda. Kuşluk vakti diye adlandırır O bu saatleri, gökyüzüne serpilmiş ışığın ve yaz kokusunun oluşturduğu atmosfere sessizliği ve hüznü ekleyince kuşluk vakti oluyor işte… Dostun yüzüne bakamayınca yokluğundan mecburi gökyüzüne bakıyorsun. Gökyüzü kızıllığına bürünürken benim de yüreğim kırmızıya çalıyor. Giriştiğim işlerin saçmalığını fark ediyorum sonra. Her şeyi bırakasım geliyor. Sevmeye çalıştıklarımı, sevdiklerimi ve hatta bu yazıyı. Bir mezar hırsızı gibi kazmaya başlıyorum içimi. Anılar soğumuş mudur diye düşünüyorum. Etleri çürüyüp kemik mi kalmışlardır diye… Anılardan beklentiler yaratıyorum, beklentilerimi, beklediğim ve nihayetinde karşılaştığım hüsranı düşünüyorum sonra… Sonra Burak devreye giriyor. “Kurcalama be adam! Bir kere de temkinsiz davran, karar değiştirme!” diyor. Haklı olduğunu bildiğim halde biraz daha düşünüyorum, öyle çabuk silinmiyor aklımdan bazı şeyler.

Güneş yükseliyor kızıl turuncuya dönüşüyor, açık mavi parlaklık kazanıyor, sokaklar ısınmaya başlıyor. Günün belki de en sevmediğim kısmıdır bu beni sıkıntıya sokan sabah. Gecenin sessizliğini çöp kamyonları darmadağın ediyor. Neyse ki odama güneş öğleye doğru doğuyor. Dokuzuncu çayımı da içip odama çekiliyorum. Yatağıma uzanıyorum sonra. Kuşluk vaktinin atmosferi odamda devam ediyor. Yastığa kafamı koyunca kendime sorular sormaya başlıyorum. Kendime soramadığım soruları Burak’ın ve diğerlerinin ağzıyla soruyorum kendime. Cevap verirken öyle çok zorlanmıyorum, sonuçta belli çizgilerin içinde sıkışmayı tercih eden birinin belirli kalıp cevapları vardır. Vereceği cevaplara göre yaşamalıdır. Başkalarının verdiği cevaplara üzülmemelidir. Kırmızıya çalan yüreğini soğuk tutmalıdır ki anılarından rahat bir şekilde azat olabilsin. Bir yandan da Vesta Bakireleri gibi koruyorum anılarımı, garip.

Uyuyamıyorum o yüzden telefon ile gözlerimi yormaya çalışıyorum. Evde henüz internet olmadığı için gıdım gıdım dinliyorum şarkıları. Memleket Türküsü’nü açıp detone ola ola söylüyorum. Ama hissettiğim duygularda detone olmadığımı biliyorum bu da beni başarısız bir vokalden, gamlı birine dönüştürüyor. Gece yarısından beri zamanımı mütemadiyen bu şekilde geçiriyorum. İşe gitmek için biraz uyumam gerek, biliyorum. Bir beni rahatsız etmiyor olacak ki alarmı duyamıyorum çoğu zaman o yüzden dakika başına alarm kuruyorum. Sonra uyumaya veriyorum kendimi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s