Meiji Ishin – Burak Ertürk

Modernleşmeye aç bir Japonya ile karşı karşıyayız bu sefer. Tokugawa Ieyasu’nun dış işleri konusunda izlemiş olduğu izolasyon politikası bırakılmış, Japonya açık bir pazar haline gelmiştir. Reformist olarak adlandırabileceğimiz Meiji dönemi liderleri, batı ile yarışabilmek adına yeni yollar aramış ve bu çıkış yolunu Japonya’nın, belki de dünyanın en eski figürlerinden birinde, imparatorda görmüştür. Bu değişimin etkilerini, uğruna feda edilenleri ve duman dağıldığında kimlerin ayakta kaldığını göreceksiniz. Dünyanın en eski medeniyetlerinden birinin zaman aşımına karşı mücadelesini göreceğiz bu yazıda.

Sakoku-İzolasyon Politikası

Bu dönem için bahsetmemiz gereken en büyük değişiklik siyasal anlamda olsa gerek. Sengoku Jidai’den beri Tokugawa Shogunate tarafından mutlak otoriteyle yönetilen Japonya’da karşıt sesler yükselmeye başlamış, 1853’te Edo limanına yanaşan 4 Amerikan gemisi de bu sesleri pekiştirmişti.

2.png

‘Japonlar tarafından tasvir edilen Amerikan gemisi (Black Ship-1853)”

Commodore Matthew C. Perry tarafından kumanda edilen bu donanma, 200 senedir kapıları kapalı olan Japonya’ya bir teklif ile gelmişti.Teklif Japonya’nın limanlarını batılı devletlere açması yönündeydi. Amerikalılar anlaşma yapma niyetinde olmalarına rağmen her ihtimale karşın dönemin en güçlü silahlarından Paixhans toplarıyla gelmişlerdi. Ahşap binaları kağıt gibi delen bu silahla tehditkar bir izlenim bırakan Amerikalılar, bir sonraki sene dönmek üzere ülkelerine geri döneceklerdi.

Japonlar için büyük bir şoktu bu. Teknik olarak zorla ülkelerine girilmiş ve üstüne üstlük tehdit edilmişlerdi. Fakat Amerikalıların sahip oldukları teknoloji karşısında hiçbir şansları olmadıklarının da farkındalardı. Bundan ötürü bir sonraki sene Amerikan gemileri tekrar geldiğinde Shogun anlaşma yapmaya hazırdı.31 Mart 1854’te, Kanagawa Antlaşması (diğer adıyla The Treaty of Peace and Amity) imzalandı. Bu anlaşmayla beraber 1639’dan beri kapalı olan Japon limanları açılmıştı.

Japonya, batı tehlikesine karşı çözüm arayışına girmişti bu olaydan sonra. Meiji kelime anlamı olarak ”aydınlıkçı yönetim” gibi bir anlama geliyor. Bu dönemin aydınları çözümü doğunun değerleriyle batının teknolojisinin harmanlanarak olacağına inanıyorlardı. Bu hareketin liderleri ise Itō Hirobumi, Matsukata Masayoshi, Kido Takayoshi, Itagaki Taisuke, Yamagata Aritomo, Mori Arinori, Ōkubo Toshimichi ve Yamaguchi Naoyoshiydi. ”Meiji Six Society” adlı bir reform hareketi hazırlayan grubun amacı medeniyeti yükseltmek ve aydınlıkçı fikirleri etkin kılmaktı. Belirledikleri bu reformun en tepesinde ise İmparator yer almaktaydı.

MKMK
”İmparator Meiji, eşi ile beraber”

Boshin War(1868-1869)

İmparatorluk ve Shogunate arasında artan gerginlik, dönemin Shogun’u olan Tokugawa Yoshinobu’nun Kyotoyu almak istemesi üzerine bir savaşa dönüşecektir. Artan tehlike karşısında hanedanlığın geleceğini korumak adına yaptığı bu hareket Tokugawa hanedanlığı için sonun başlangıcı olacaktır. Yoshinobu’nun gözden kaçırmış olduğu bir detay vardır ki bu detay onun mevkisine mal olacaktır.

Limanların açılmasıyla beraber Satsuma, Chōshū ve Tosa gibi İmparator taraftarı klanlar, batılı güçlerle yakın temasa geçmiş, hızla modernize edilmiş ordular inşa etmektedirler. Özellikle Büyük Britanya ve Fransa ile yapmış oldukları anlaşmalar sonucu gerçek bir tehdit unsuru haline gelmişlerdir.

Ara bilgi olarak şunu vermeden geçemeyeceğim. ”Son Samuray” adlı filmin ilham aldığı dönem bu olmakla beraber, ana karakter Nathan Algren, Jules Brunet adlı bir Fransız subayından esinlenilmiştir. Bir başka yazıda bu konuya değineceğim.

Adsız NJ J.png

”Japon ordusunu eğiten Fransız subaylar(1866)”

27 Ocak 1868’de Shogunate kuvvetleri büyüyen Satsuma ve Chōshū tehdidini sona erdirmek adına savaşacaktır. Shogun, tüm imkanlarıyla ordusunu yenilemeye çalışsa da küçük ölçekli başarılar yakalamış fakat bunu tüm orduya yayamamıştır. Bunun karşısında Satsuma ve Chōshū gibi klanlar sayıca az ordularını kısa sürede tamamen modernize etmeyi başarmışlardı. Sayı üstünlüğüne rağmen modern ordu karşısında ezilen Yoshinobu, Edo’ya çekilmek zorunda kalmıştır. Bu sırada irili ufaklı birçok klan İmparator cephesinde saf almış, Shogun’un hareket alanını küçültmüştür.

Mayıs 1868’de Saigo Takamori’nin başını çektiği İmparatorluk ordusu Edo’yu kuşatmış, kısa bir süre sonrada ele geçirmişti. Edo’nun fethi üzerine Shogun teslim olmuş ve tahtından indirilmişti. Fakat bu bile Shogun taraftarlarını yok etmeye yetmemişti. Arta kalan kuvvetler Hokkaidō’ya kaçmış ve burada Ezo Cumhuriyetini kurmuşlardı.
J  J  J.png

Son savunmalarını burada yapacak olan isyancı kuvvetleri (artık böyle anılmaktaydılar), 27 Haziran 1868’de tamamen mağlup olacak ve bir dönemin sonunu getireceklerdir.

İrili ufaklı birçok değişiklik olmuştur bu dönemde fakat şahsi olarak en çok ilgimi çeken halk içindeki sınıf değişimi olmuştur. Japon hiyerarşisinde önemli bir yer kaplayan samuray sınıfı artık yoktur. Biraz romantik bir düşünce belki ama bunu öğrendiğim sırada köklü bir yapının bu kadar basit kaybolmasının ihanet olduğunu falan düşünürdüm. Sonradan öğrendim ki tek böyle düşünen ben değilmişim.

Saigo Takamori’yi hatırladınız mı? Hani Shogun’a karşı İmparatorluk askerlerini yöneten eski samuray. Değişimin çok hızlı geliştiğini ve bunun hem halka hem de samuraylara yapılan bir ihanet olduğunu söyleyip, Satsuma isyanını başlatmıştır.

Fakat bu başka bir yazının konusu…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s