Parmak İzlerimiz – Meltem Sultan Döner

Hayatımız boyunca pek çok insanla karşılaşırız ve karşılaştığımız herkes hayatımıza bir şekilde etki eder. Bu etkiler bazen iyi bazense kötü. Her insan parmak izlerini üzerimizde bırakır, tıpkı bizimkilerin de onların üstünde kaldığı gibi.

Bugünlerde farkettiğim bir durum var; yaşla birlikte masumiyetimizi kaybediyoruz. Bu masumiyetin neden ve nasıl kaybolduğu üzerine düşündüğümde farkettim ki, yaşadıklarımız bizi sözde olgunlaştırırken içimizdeki masumiyeti alıp götürüyor maalesef. İstediğiniz kadar hümanist olun, pozitif bakın hayata masumiyet bizi terkediyor. Özümüz değişmiyor aslında; masumiyet kayboldu diye daha kötü veya acımasız biri haline dönüşmüyoruz.

Masumiyetin kaybolması herkesde farklı etki gösteriyor mutlaka. Bazılarımız etrafımıza daha kalın duvarlar örüyor, bazılarımız cimrileşiyor, bazılarımız bencilleşiyor, bazılarımızın önyargıları artıyor, bazılarımız gerçekten daha acımasız olabiliyoruz. En çocuk ruhlularımıza kötü parmak izleri değmişse; kendimize karşı acımasızlaşıyoruz. Bu da bir çok insani duygunun daha az yaşanmasına neden oluyor. Eskiden olduğu gibi heyecan duyamıyoruz mesela, çocukça heyecanlar ne müthiş bir hazdır oysa. Birini gördüğümüzde ya da çok istediğimiz bir şeye sahip olduğumuzda tüm benliğimizi kapsayan o heyecan. Hatırlıyorum da eskiden bu heyecandan ellerimiz ayaklarımız karışır, dizlerimiz titrer dudaklarımız kururdu. Ne konuşacağımızı nasıl konuşacağımızı bilemediğimiz anlar yaşayıp ne güzel saçmalardık. Masumiyetin kaybolmasıyla birlikte heyecanlanma, saçmalama hatta kıskanma lüksümüz bile elimizden alınmış.

Umut kavramı vardı mesela, delicesine olmayacak şeyleri umut ederdik. Şimdi de umut var ama sadece olabilme olasılığı olan şeylere karşı yeşertiyoruz umudumuzu. Daha rasyonalist ve reailistiz çünkü. Hayatta her şeye verebilecek mantıklı dediğimiz ama duygulardan daha arınmış cevaplara sahibiz. Oysa coşkunun yanında mantığın ne anlamı var ki. Hangi bilimsel buluş ya da sanat eseri mantıkla ortaya çıkmış ki coşku, tutku ve heyecan olmaksızın.

Masumiyetin kaybolması demek inancımızın azalması anlamına da geliyor çoğu zaman. Eskiden daha kolay güvenir, daha az sorgular, daha çok ve çabuk severdik herşeyi. Kendimize inanırdık çünkü, herkesi kendimiz gibi görür kendi düşlerimizde yaşardık. Kaybolan masumiyet düşlerimizi de alıp gidiyor bizden ve düşler inancın ve ideallerin en vazgeçilmez öğesidir. Çünkü hayalini kurduğumuz o düşler uğruna, okuduk. Çalışmaya başladık, sevdik, evlendik, çocuk sahibi olduk vs. vs. uzayıp giden bir liste. Ama baktık ki hiçbir şey düşlere benzemiyordu. Hayal kırıklığı önce inandığımız değerleri yok etti, sonra masumiyeti.

Hayatımıza giren her insan hayatımızın farklı noktalarına dokundu, vücudumuzun ve benliğimizin farklı noktalarına nüfuz etti. Her hücremizde farklı parmak izleri, suç delilleri kaldı. Her suçlu (özellikle cinayet suçluları) olay mahalline geri döndükçe de parmak izleri iyice derinleşti.

Hayatımızdaki parmak izlerinin hepsi kötü değildi tabi. Bir çoğu da iyi ki o izleri bıraktı dediğimiz binlerce kişi de tanıdık.

Masumiyetimizin kaybolmasını sağlayan parmak izlerini silecek bir antidot olduğunu keşfettim son günlerde. Mümkün olduğunca henüz masumiyetini kaybetmemiş kişilerle iletişim halinde olmak.  Onlardaki heyecan, umut, şaşkınlık, inanç ve daha bir sürü şey.

Kaybettiğim masumiyeti bulmama ışık tutan herkese teşekkür ediyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s