Yetersiz Bakiye – Yusuf Can Şengül

Numarasını okuyamadığı otobüs yolda biriken yağmur sularını yararak durağa kadar geldi. Durakta bir tek kendisi bekliyordu, nihayet otobüsün numarasını okuyabildi ve elini cebine atıp biletini çıkardı. Otobüsün kapısı açıldığında yüzüne çarpan sıcaklık onda tebessüm olmasa da hoşnutluk yarattı ve bu durum kartını okuttuğunda yetersiz bakiye ikazını görünceye kadar sürdü. Otomatın çıkardığı rutin bozan ses şoförün de rutinini bozmuş olacak ki kafasını hafifçe yolcuya doğru çevirdi ve günün yorgunluğu temalı “niye binmeden kontrol etmiyorsun ki” sitemi içeren zoraki ama babacan bir tavırla “birisinden rica et” dedi. Koltuklara oturmuş neredeyse görünmez olmuş, yüzleri anonimleşmiş yığınlara toplu mu seslense yoksa en yakınındakine mi rica etse diye birkaç saniye afalladı. Kendisine söz hakkı düşmeden belki de kapının açılmasıyla ciğerine çektiği temiz havanın etkisiyle uyanmış genç bir kız “buyurun kartımı kullanabilirsiniz” dedi. Nihayetinde on beş saniyelik can sıkan bu durum bitmiş, arkalarda bir yere oturabilmişti. Evine gitmek için hiç bu kadar istekli olmamıştı, onu fark etti. Otobüsün geçtiği tünel yeni mi yapılmıştı yoksa bu yoldan geçerken sürekli telefonuyla mı ilgileniyordu onu bile düşündü. Çünkü düşünecek bir şeyi kalmamıştı. İçinde ne var ne yoksa buğulanmış otobüs camına merdümgiriz bir tavırla üstelik büyük bir itinayla şiirimsi bir şeyler yazdı. Sonra yazdığı şiirin üzerine hohlayarak onu kimsenin okuyamayacağı düzeyde yok etmiş oldu. Etrafındaki birkaç insan otobüsün sarsıntılarına rağmen istiflerini bozmadan kitap okuyorlardı, yapacak pek bir şeyi olmadığından çantasından çıkardığı defterine kimsenin okuyamayacağı ve kendisinin üzerine hohlamadan da yok edebileceği bir şeyler yazmaya başladı. Genelde sürekli bir şeyler karalar ya da yazardı ki bu ondan beklenilmeyecek bir şey de değildi. Otobüs son durağa doğru yaklaşırken kalemini defterinin arasına yerleştirdi ve ayağa kalktı. Yol boyunca dinlediği şarkının sözlerini yeni duymaya başladı galiba günlerce aradığı “Late Goodbye” şarkısıydı. Kapı açıldı ve sonunda kendini güvende hissettiği sokaklara varabilmişti. Evinin sokağına vardığında şiir yazmaya devam ediyordu. Erimeye yüz tutmuş karlara dikkatli basmalıydı, defteri tekrar çantasına koydu. Bugün açılmasını beklediği kapılar çokça canını sıkmıştı üstüne anahtarını bulamazsa çilingir ne kadar tutar diye düşündü. Anahtarını çantasının ön gözünde buldu bugün onu en mutlu eden hadise buydu. Doğrudan şehrin griliğine bürünmüş kıyafetlerini çıkarıp yatağına uzandı. Şiiri de bittiğine göre uyuyabilirdi artık.

 

Buğulanmış otobüs camı
ve oysaki dışarıyı görebilmek için çizilmiş bekleyişler
Sürekli gürültü ve katlanılamayacak öksürükler

Beni içinde taşıyan otobüs
Ve içimde taşıdığım düşüşler
Son durakta dokunabildim gökyüzüne
Nihayet yıldızlar belirdiler

Don yapmış kaldırım
Ve çamura batmış sokaklar
taşıdığım narin umut kristalleri
Ayağım kaysa kırılacaklar

Evimin kapısı, evimin duvarı
On beş metrekarelik odam
Ve uzanabildim sonunda
Umut kuluçkasına yattığım
Samanyolundan karyolam.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s