21. Yüzyıl İnsanlarına – Abdullah Doğmuş

Bizi şu dakikadan sonra tek bir şey kurtarabilir.
Aslına bakarsanız bizi hiç bir şey kurtarmaz.
Çünkü özgürlük, kavram olarak bile insanların aciz zihinlerinde tutsak.
Bu durumda öncelikle kurtuluş ve özgürlük isteminin bilinen halini yok etmeli ve onu yeniden anlamlandırmalı.
Anlamlandırmak.
En çok da insana özgüdür,
anlamlandırmak.
Hiçbir şeyin bir değeri yoktur.
Değeri ve anlamı insan yükler.
Peki neden, insan her şeye değer ve anlam yükleyebilen bir canlı olarak bu anlamsızlığın içinde var oldu?
Ya da bu anlamlamsızlık nasıl oldu da bir insanı var edebildi?
Benim kurtuluş tanımım; var olan sahteliğin üstesinden gelmektir ve yerine daha gerçek bir sahtelik koymak. Ve onun da üstesinden gelmek.
Derinlerden gelen bir dönüşüm gerek bunun için.
Tek gayesi olmalı bu dönüşümün;
Yaşamayı ve insanı daha gerçek bir hale getirmek.
Öncelikle sahte ihtiyaçları belirlemek ve onlardan arınmak gerek. Diğer insanları olabildiğince az kullanmak. Ne kadar az insan kullanıyorsan ve ne kadar çok insanın acısını anlayabiliyorsan o kadar güçlüdür ruhun. Varlığın, insanların yüküne yük olmak istemez o zaman.
Şimdinin en büyük problemi budur.
Hayvanları yemek insan için felakettir,
Ama daha büyük felaket insanları yemek ve onların kanını yudumlamaktır.
Bunu tamamen yok etmek henüz mümkün değil ama olabildiğince aza indirmekle başlayabiliriz.
Düşüncelerimin en sonuna ulaşmaya gerek yok.
Son ancak ölümdür.
İnsan, sonda ölümü görür hep. Aslında var olan düzenin en güçlü savaşçılarıdır böyle yapanlar.
Bu düşüncenin en sonu yok, ancak ve ancak dönüşümü var.

Öyle kabullendik ki önümüze konulan her şeyi. Çoğunluğa dayadık sırtımızı ve çoğunluğa güvendik. Ama bir şeyi nasıl atlayabildik? Çoğunluk cahil ve sıradandır. Ve şimdi onlara güvenen sözde akıllılar yüzünden çaresizliği sonsuzlaşmadı mı tüm yüce ruhların? Ama biz hala yaşıyoruz. Bu yüzden en çok bizim sancılarımız yüceltecek yaşamı ve en çok sözde akıllıların vurdumduymazlığı mahvedecek. Çünkü sıradan olanlar onları dinler ve onlara inanırlar. Aptalcayı en iyi sözde akıllılar konuşur çünkü.
Bir zamanlar şeytandık çoğunluğun gözünde.
Şimdiyse ölüyüz.
Hala gözlerini açabilir mi bu ölü?
Tek bir uzvunu dahi kımıldatabilir mi? Ancak bu sarsabilir insanları ve hatta zamanı.
İnsanlığın en utanç duyacağı zamandır şimdi ve en utanç duyacağı düzendir bu. Gerçeğin en sahte hali.

Özgürlüğe tapan bir “korkak” olmak,
Ya da mıymıntı bir “ihtiyaç makinesi”.
Düzen “İnsan bu olmalı.” der.
Bunlar bilgelik, özgür ruh ya da soylulukla nasıl yanyana durabilir?
İnsan bu değil.
Olması gereken de bu değil.

Olabildiğince fedakar olmak bizi kurtarabilir ama bir inek olmak değil.
Yeri geldiğinde kendimizi kolaylıkla alt edebilmek ama duyarlı bir yüreğin ve bilinçli bir aklın ürünü olmalı bu.
Arzularının peşinden gitmek ama hepsinin değil, kimisinin kolundan tutup geri çevirebilmek.
Duyarlı bir yüreğin ve yüce bir aklın yapabileceği en büyük hata; tembelliğinden ve şehvetinden bile isteye kurtulmamaktır.
Yeryüzünü ve gökyüzünü iyi anlamak gerek,
Toprağı ve insanı.
Bilim ve sanattır, bunları anlamak için insanlığın en yüce servetidir onlar.

21 yaşındaki Doğmuş’un, 21. yüzyıl insanlarına söyleyecekleri bunlardır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s