Paradoks? – Emirhan Kabataş

Sonbaharın bunalımlı pazarlarından birinde, yüzsüz güneşin kumaşa zorla temas eden kokuşmuş ışıkları, ışıksızlık yalnızlarının zulmüdür. Bu sıcağından bulantılara sevk eden güneş ışıkları şehir yaşantısını mıymıntılaştırır. İnsanların hiçbir şeye tahammülü kalmaz. Bu tahammülsüzlük insanlığın bastırılmış şiddet dürtüsünün en çirkin dışa vurumudur. Şehir yaşantısının korkak getirisi olan ikiyüzlülük, acı şekilde bu mıymıntı ve tahammülsüz durumda kendini bakabilenlerin görebildiği halde gösterir. Bakabilmekten kasıt tam bir vizyon meselesi olmamakla beraber kesinlikle bir cesaret göstergesidir. Bu bir cesaret göstergesidir -ki hiçbir İNSAN buna cesaret etmez ya da edemez- çünkü kafanızı kaldırıp göğe bakabilmek sıra dışıdır. Söz konusu gök o kadar umutsuz ve umutludur ki bakanların içine korku saçar.

Şiddet modern şehirde görece içe bastırılmış olsa da yaşamın çarpıcı acımasızlığı bir hayat kanunu olarak en büyük şiddeti sunar. Yaşam en ikiyüzlü şiddetsizlikte bile size şiddetini hiç gocunmadan uygular. Özgür bir güneş tecavüzü de bu şiddetlere örnektir. Siz bu şiddetten dem vurdukça güneşin ısrarı artar ve dört yanınızda duvarlar yükselmeye başlar. Duvarlar güneşi de içine aldıklarında yükselmekten vazgeçerler. Bunu iyimserlikle özgürlüğün geri dönümüne yorarız ancak yanılıyoruzdur.

Doğumumuzdan itibaren duvarlar dört yanımızda irademiz dışında büyük bir hızla yükselmeye başlar. En özgür olduğumuzu sandığımız an, tutsaklığımızın en yüksek doygunluğa ulaştığı an olacaktır. Özgürlüğünü yönettiklerini düşünenler tutsaklık batağında çırpınarak biraz daha derine batmaya mahkumdurlar. Bildiğimizi sanmamız en büyük cehaletimizdir. Bilmeye çalıştıklarımız ulaşamayacaklarımız için trajikomik bir izletiden başkası olamayacaktır. Ancak bilginin bu ulaşılmazlığı öğrenmek için geçerli olamaz. Öğrenmek bu hayatın en az şiddet kadar temelidir. İnsanlarca bilgelik addedilen şeyler “çok” öğrenme işidir. Bilgi sonsuzdur ve tutsak insan her yerde olduğu gibi bilgiye de potansiyel olarak hapsedilmiştir. Bu sebep bilgiyle insan arasındaki çelişkinin başlangıcıdır ve insanı sınırlı ve süreli bir öğrenime teşvik eder. Bu teşvik de bilgi denen nesnenin şiddetinden başkası değildir. Bu teşviki reddedenleri cahiller, ileriki dönemde cahil diye adlandırmaktan utanmayacaklardır. Bu teşvikin kabul edilmesi sıra dışı bir pozitifliktir. Ancak abartılıp bilgi elde edimi olarak nitelemek devlet tutsaklarının içi geçmiş sabırsızlığının tıpkısıdır.

Bahsedilen teşviki reddetmek ne kadar mümkündür? Yaşama devam edebilmeye olanak sağlayan şeyleri öğrenirken bir zapt edilme içerisinde oluruz. Ardından hayat size her zamanki gibi ikiyüzlü bir oyun oynayacaktır. Size bir hışımla sınırlı bir seçim hakkı sunar. Haddinizi aşıp reddederseniz sizi sosyal yaşantınızda çok sert bir şekilde cezalandırır. Bu ve bunun öncesi, öğrenmeye ve dolaylı olarak bilgiye hapsedildiğimizin ve hayatın ikiyüzlü, samimiyetsiz bir nesne olduğunun bilenmiş bir kanıtıdır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s