Hepimiz Bir Pankart Taşıyoruz – Meltem Sultan Döner

Konuşmanın etkili ve verimli olabilmesi için bazı kurallar vardır. Pek çok insan konuşma sırasında bu kuralları hiçe saydığı için bir süre sonra dinlemek yorucu gelebilir. Birinci kural “Ne Demek İstediğinizi Bilin.”
Bu güçlü bir iletişimci olarak etkinliğimizin artmasını sağlar.

-Konuşmadan önce düşünün
-Söyleyeceklerinizin sıralamasını iyi yapın
-Sadede çabuk gelin
-Konuşmanızdan çıkarılmasını istediğiniz sonucu bilin
-İnandırıcı olun
-Konuşacağınız kişilerle ilgili bilgi sahibi olun

Konuşurken çoğumuz odaklanma sorunu yaşıyoruz aslında; çünkü neye odaklanacağımızı bilmiyoruz. Her şeyden önce odaklanmamız gereken şey dinleyicidir. Bizler konuşma sırasında genelde kendimize ya da kelimelere odaklanırız. Çoğu zaman tek derdimiz doğru kelimeleri bulabilmek ya da kendimizi karşıdakine kabul ettirebilmektir. Bu noktada hatalı bir düşünme tarzına sahip oluyoruz.
Her insan önünde görünmeyen bir pankart taşır. Ve bu pankartta ”BANA KENDİMİ ÖNEMLİ HİSSETTİR” yazar. Oysa biz sürekli kendi önemimize vurgu yapma eğilimi taşırız. Hele insanlarla yeni tanışmışsak bu özellik daha da bariz hissedilir. Eğer insanlarla doğru ilişkiler kurmak istiyorsak bunun yolu doğru tavır ve doğru konuşmaktan geçer. Bunu da ancak karşımızdaki insanı dinleyerek ve ona önem verdiğimizi hissettirerek yapabiliriz. Bu nedenle konuşurken her şeyden önce dinleyiciye odaklanmalıyız. İkinci odaklanacağımız şey ise kelimeler yerine mesaja odaklanmaktır. Anlatmak istediğimiz konudaki doğru mesajı kalpten olarak verebilmek her şeyden daha önemlidir. Bu da insan ilişkilerinde kendiliğinden başarıyı getireceği için son odaklanmamız gereken şey de başarıdır, bunun alternatifleri değil.
Konuşma esnasında derin nefes almak, sakin olmak ve en önemlisi kendimiz olabilmek önemlidir. Olumsuz sözleri kelime haznemizden ne kadar çok silersek konuşmamızda da o kadar az kullanmış oluruz.
Ve konuşmayla ilgili en önemli şey egomuzu bırakıp kalpten konuşabilmektir. Aslında unutmayalım ki kimse bizim kim olduğumuzu pek önemsemiyor, onlara kendilerini nasıl hissettirdiğimizi önemsiyor. Bir insan bizim yanımızda kendini ne kadar önemli hissederse bize o oranda güvenir ve inanır. Karşımızdakini önce biz önemsemeli ve bunu kalpten hissetmeliyiz tabi ki. Bunun da basit bir formülü var. Mevlana felsefesi ”Yaratılanı sev yaratandan ötürü” . Her insanda mutlaka sevilmeye değer bir taraf vardır. Unutmayalım ki bizler hepimiz yaratanın bir suretiyiz. 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s