Önerdim Gitti – Emirhan Kabataş

Ne Okudum?

 

0869 BUDALA.indd

Budala – Dostoyevski

Geçtiğimiz dönemde Sartre’dan Bulantı’yı okudum ancak bulantı hakkında konuşabilmenin zorluğu ve ağırlığı nedeniyle kendimi bu zorluktan kurtararak hâlihazırda okumakta olduğum bir abide olan Budala’dan bahsetmek istiyorum. Öncelikle İletişim Yayınları’nın muhteşem kitap kapağı bile Budala’nın samimi dünyasına girmek için yeterli bir sebep. Her okuyuşumdan önce kapağındaki Edvard Munch’ın Melankoli’sini seyretmekten kendimi alamıyorum. Ayrıca Budala’yı bu dönemde okumam da bir tesadüf değil. Dostoyevski’nin parlayan ve bilenmiş bir bıçağa benzeyen heyecanlı ve çarpıcı diliyle tanışmam Yeraltından Notlar ile oldu ve bu dilin etkileyiciliği doğal olarak bana tesir etti. Rus edebiyatının başka ulustan okurlara mahsus o karmaşası, Dostoyevski’nin anlaşılması zaman isteyen bir yazar olması gibi sebeplerle bu zamana kadar İnsancıklar, Kumarbaz, Yeraltından Notlar, Beyaz Geceler gibi eserlerle adeta kendimi Dostoyevski tuğlalarına “hazırlama” yol açtı. Tuğla diye bahsettiğim ancak nitelik olarak bir binadan daha yüksek olan eserlere girişi de Budala ile yapmış bulundum. Dostoyevski’nin her zamanki keskinliği ve çarpıcılığı diğer kitaplara göre daha azalmış gibi olsa da -en azından ilk 200 sayfa civarı için- ara sıra bu coşkunluğu öyle yoğun veriyor ki tokat yemişe dönüyorsunuz. İşte o tokatlardan idam hakkında olanını sizinle paylaşmak istiyorum:

 

– “suçlu; akıllı, cesur ve güçlü, Legro adında yaşlı biriydi. İster inanın, ister inanmayın idam sehpasına çıktı, ağladı; kağıt gibi bembeyaz olmuştu. Olur mu bu? Ne korkunç! İnsan korkudan ağlar mı? Yaşamında hiç ağlamamış, çocuk değil, kırk beş yaşlarında koca bir adamın korkudan ağlayabileceğini düşünmezdim. Kim bilir o anda adamcağız, nasıl bir ruh durumu içindeydi? İnsan ruhuna hakaret etmektir bu, başka bir şey değil! İncil’de ‘öldürme!’ denir. Birini öldüreni öldürmek mi gerekir? Hayır, olamaz bu! Bir ay oldu bunu göreli, ama o zamandan beri gözümün önünden gitmiyor. Belki beş kez girdi rüyama.

– Belki daha iyi, daha az acı çekerler başları uçurulurken…

– Nereden biliyorsunuz? Bakın siz de fark ettiniz. Herkes böyle sizin gibi düşündüğü için giyotini bulmuşlar. O zaman aklıma bir fikir geldi, bundan kötüsü olabilir mi diye. Buna belki gülecek, belki tuhaf bulacaksınız, ama biraz hayal gücü olan bunu düşünebiliyor. Düşünün: söz gelimi, bir işkence; yaralar, acılar, bedenî acılar… Ruhsal acıların yanında hiç kalır. Yara da insana acı çektirir ve öldürür, ama insana asıl acı çektirecek yara değildir. Ölümden bir saat, belki on beş dakika, belki yarım dakika sonra, belki de hemen ruh bedenden ayrılacak ve insan buna engel olamayacak. İşte bu on beş saniye hepsinden daha korkunçtur. Biliyor musunuz, bu yalnız benim kişisel düşüncem değil, çokları böyle söylüyor.

Doğrusu size anlattığım bu düşüncelerime de gerçekten inanıyorum. Öldüreni öldürmek, işlenen suçtan çok daha ağırdır. Bir hüküm vererek adam öldürmek haydutlukla adam öldürmekten çok daha kötüdür. Haydutların öldüreceği, gece ormanda kesecekleri halde hala umutla bağıran, yalvaran insanlara rastlanır. Oysa burada ölümü on kat daha kolaylaştıracak son umudu yıkıyorlar. Ortada bir karar vardır, kaçma, kurtulma umudu yok olmuştur. Hiç bir şey yapamamanın, umutsuzluğun acısı da her acıdan daha güçlüdür. Bir askeri, topun karşısında geçirip ateş edin, yine de bir umudu vardır. Aynı askere idam kararı okuyun, hemen çıldıracak ya da ağlayacaktır. Kim diyebilir ki böyle bir durumda çıldırmam diye? Neden böyle çirkin, gereksiz, boş küfürler ediyor? Belki de dünyada böyle bir idam kararı okunmuş, acı çektirilmiş, sonra da ‘defol, seni bırakıyoruz’ denmiş bir adam vardır*. İşte böyle bir adama anlattırmak gerekir. Bu acı, bu korku hakkında İsa bile çok söz söylemiştir. Hayır, bir insana böyle davranılmaz!”

 

*bahsettiği adam Dostoyevski’nin ta kendisidir.

 

Kaynak: budala, engin yayınları, sf. 31-32

 

 

 

Ne Dinledim?

 

Salomi  –  Lizeta Kalimeri

 

Salome aslında İncil’de geçen bir öykünün karakteridir. Öyküde İsa’yı vaftiz eden, inancı ve hikmetiyle pek çok insanı etkileyen vaftizci Yahya, erkek kardeşi Filipus’un karısı Hirodias ile evlenmiş olan kral hirodes’e “kardeşinin karısını almak sana caiz değildir” der. Kral bu sözleri üzerine Yahya’yı zindanda tutsak eder, fakat kutsal ve değerli bir adam olduğunu düşündüğü için onu öldürtmez. Karısı Hirodias ise Yahya’ya içten içe kin duymaktadır ve bunu bilen kral Hirodes, Yahya’nın karısından korunması için de ayrıca özen gösterir.

Aradan geçen zaman içinde, kral kendi doğum gününde büyük bir şölen verir. Şölende Hirodias’ın kızı Salome, davetlilerin önünde dans eder. Hem davetliler hem de kral bundan öyle keyif alırlar ki, kral Salome’ye “dile benden ne dilersen, sana vereceğim” der ve hatta “benden ne dilersen, ülkemin yarısına kadar sana vereceğim” diye ant içer.

Salome ne diyeceğini bilemez ve gidip annesine danışır. Annesi ondan vaftizci Yahya’nın başını istemesini söyler, kız denileni yapar. “Vaftizci Yahya’nın başının tepsi içinde şimdi bana verilmesini isterim!”

Kral buna çok kederlenir ama sofrada, konuklarının önünde büyük bir yemin ettiği için, kızın istediğini yapar, baş kıza tepsi içinde sunulur. Kız da tepsiyi alıp annesine götürür.

 

Dışarı çıktı ve dans etti
ve büyüledi tüm erkekleri
o dans çemberi ve foti’nin kalbi
ilk kez yanacak bir kağıt parçası gibi
eğer Salome ağlarsa
affetme tutkusuyla
o özgür olacak fakat ağır tacında yakut
ve kan
birbirine karışacak
ve foti’nin kalbi ilk kez yanacak
bir kağıt parçası gibi

 

Editörün Notu: Dünyadan Sesler isimli YouTube kanalına bizlere her daim ilham veren tınılar paylaştıkları için çok teşekkür ederiz. Bizler de sizin YouTube’daki gayenizi burada yapmaya çalışıyoruz Aynı dünyadan selamlar!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s