Bir Yaz Günü Rüyası – Furkan Akbaş

“Hava kurşun gibi ağır, bağır bağır bağırıyorum” demiş şair. Kısmen katılıyorum. Hava oldukça sıcak, şakır şakır terliyorum. Evet, belki şairane bir etki bırakmıyor bu cümlem ama takdir edersiniz ki en az şair kadar haklıyım. Bu ne sıcak, bu nasıl hava?

Bir kedi gördüm sanki yolda. Emin değilim, dört ayaklı, beyaz ve tüylüydü… Yanlış görmüyorsam, evet evet, bir kediydi. Öyle bir haldeydi ki ya sarhoştu ya da sıcaktan baygın olmalıydı. Oturup bir düşündüğümüz zaman kedi ne gündüz içebilirdi ne de sarhoş olabilirdi. İkinci ihtimale sarılıp söylüyorum ki ben daha önce hiçbir hayvanı öyle sıcaktan bayılmış bir halde görmemiştim. Adeta Belleğin Azmi başyapıtındaki bir figür gibiydi. Hem, nerede göreyim ki zaten? Dalí’nin parmaklarının ucunda ya da çölde yaşamıyoruz ki! Gerçi eğer yaşasaydık, çölde bulabileceğim muhtemel dört ayaklı, beyaz ve tüylü olan şey kedi olamazdı. Hele cüsse olarak oldukça büyükse…

Bedevi olmasam da noter tasdikli bir şanssızlığımla meşhur olduğumu çoğu kişi bilir. Siz bilmiyor olabilirsiniz, bilmemek ayıp değil. Üstelik şu coğrafyalarda metrekare başına bilmem kaç bilgisiz insan düşerken bilmemek ayıp olamaz. Aksine: biliyorsanız ayıptır. “Amma dedin sen de şimdi he!” diye celallenmeden önce şunu belirtmek isterim: bizim topraklarımızda çok bilen insan çok bilmiştir ve bilmişler oldum olası hep ayıplanmıştır. Öyle büyüdük. Çocuklar bilemezdi öyle büyük adam işlerini. Bildiklerinde ve bunları dile getirdiklerinde her seferinde “bilmiş” damgası yedirilirdi. Doğru değil mi?

Konu sıcaktan nereye geldi diye şikayet edebilirsiniz. Ama ben de şikayet ediyorum. Biraz önce “ediyorum” kelimesini “esiyorum” diye yanlış yazdığımı fark ettim ayrıca. Düzeltmeyecektim aslında, biliyor musunuz? Çünkü gerçekten esmesine ihtiyacımız var. Esmiyor arkadaş! Nerede o bizi kurtaracak, kafamızdaki serin sonbahar rüzgarları?

Bakın, konuyu bağlayıp toparladığım gibi gönlünüzü almayı da bilirim. Küskünlüğü sevmem ben. Dargınlıktan hiç haz almam. Özür dileyip gönül almanın, ego havuzunda yüzüp kibir güneşinde güneşlenen insanların yapabileceği bir faaliyet olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. Muntazaman ben de kendimi o havuzda ayaklarımı ıslatırken bulsam da sonbahara karşı savaş zamanı silahımı bırakıp teslim olmasını bilirim. Silah dediğimiz şu dünyanın en vahşi icatlarından biri sayabileceğim kıytırık makinelerden nefret ettiğim kadar beynin silahı olan şu egodan da nefret ederim. Ama zorunlu askerlik diyip silahı elimize verdiler bir kere.

“Nişan al, ateş!” seslerini günün her saatinde, insanın bulaştığı her işte duymak kaçınılmaz bir hal aldı son zamanlarda. İnsanlar yükselmek için diğer insanları ezdi. Hem de acımadan, hiç yüreği ve vicdanı sızlamadan kimler nerelere çıktı insanı eze eze. Hırs bizi bu hale getirdi. Kibir, hırs insanların kalplerini zehirledi.

“Hayatta kalmak için her yol mübah” anlayışı savaşta geçerlidir ve bu ülkede şu “yaz güneşi” altında sürdüğümüz psikolojik savaşta eğer ”silahlar” konuşmak durumundaysa, hayat artık böyle sığ ve tek tip bir hal almışsa, “Sen olsan sen de aynısını yapardın!” derseniz, biraz önce size belirtmiş olduğum tüm bu şartların olduğu bir dünyadaki yaşama yaşam denebilir miydi? Aslında doruk noktasına kadar yaşam dolu olabilecek olan bu dünyada, sadece bu yakındığım güneşin altında derim beynim, düşüncelerim eriyene kadar yaşamaya mahkumsam, yaşadığım hayatın bir anlamı olur muydu? Silahımı atar, teslim olurum. Bu teslimiyetim savaşmaya korktuğumdan değil, uğruna savaşılacak bir yaşam görmediğimdendir. Kazanamayacağım bir savaşa girmektense kaybetmek aslında çok da kötü bir şey değil.

“Sahi, sonra ne oldu kediye?” diye merak edip tekrar baktığımda bizim Dali’nin figürü de benimle aynı düşüncelere sahip olmalı ki tepetaklak yatmış, patileri kaldırımdan aşağı sarkıtmış öylece duruyordu. O da pes etmişti anlaşılan. Sıcaktı azizim… hem savaşılır mı Güneş’e karşı, “Don Kişot” misali?..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s