Kalenderan Dergahı – Yusuf Can Şengül

Kapının pervazlarını işaret parmağıyla üstten başlayarak eşiğe kadar sıvazlamasını istediler. Kapıyı parmağıyla çevreledikten sonra eğilerek içeri girdi. 7 tane mürşit perdenin arkasında postun üzerinde oturan Kalenderan’ı dinliyorlardı. Eren içeri girdi, odanın ortasına doğru ilerledi. Yedi mürşit Kalenderan’ın işaretiyle ayağı kalktılar. Kalenderan perdenin altından elmayı yedinci mürşide verdi. Eli çokça kırışıktı ancak en dikkat çeken şey yüzükleriydi. 12 köşeli bir yıldızın olduğu yüzük amberden yapılmıştı. Odaya giren ışığın her bir parçasını yansıtıyor gibiydi. Elmayı tutan mürşit Eren’e doğru ilerledi. “Sen katresin, elma ise umman!” Dedi. Eren ise küçücük bir damlayım, hakikat deryasına karışmak isterim diye cevap verdi. Elindeki elmayı sıkıca tutarken Kalenderan mürşitlerine odadan çıkmalarını söyledi.
“Yaklaş ey can!” Dedi Kalenderan. Sesi kadife gibiydi ancak biraz ürkütücüydü. Eren perdenin önüne kadar geldi. Kalenderan’ın nefesini hissedebiliyordu. “Bozkırın ortasındaki çınar ağacını bulduğun zaman gölgesine sığın ve sana vereceğim suyu 12 kerede iç.”
“Tamam, peki suyu nasıl muhafaza edeceğim?” Diye sordu.
Kalenderan “Om mani padme hum” dedi neredeyse fısıldayarak.
Eren “özür dilerim ancak anlayamadım” diye karşılık verdi.
“Su çok önemli, mücevher suyun içinde gizli!”

Uzunca konuştular, daha önce hiç görmediği Kalenderan’ın odasından çıktı. Perdenin arkasından belli belirsiz beyaz sakallarını görebilmişti ancak yüzü nasıldı hiç görememişti. İçinde hem merak hem de huşu vardı. Evin kapısından çıktığında yıldızlar geceyi aydınlatıyordu. Henüz şafak sökmemişti. Yolculuğunda ona yardım edecek mürşit ise yeni gelmişti.

“Güneş doğmadan önce dergâhtan ayrılmalıyız, ilk olarak köy yolunun oradaki çeşmeye gideceğiz. Oradaki çeşmenin üzerinde eski bir işaret var. İşaret güneşin ilk ışıklarıyla gideceğimiz yönü gösterecek. Oraya çabucak varmalıyız”

Eren elindeki elmayı ve su matarasını çantasına koydu. Mürşit ile yola koyuldular. Güneş doğmadan çeşmeye varmışlardı. Eren, “Elmayı ne yapmalıyım?” Diye sordu. Mürşit, “Elmayı yemelisin!” dedi. Çantasından çıkarttı ve güneş doğana kadar bitirdi. İşaret görünmüştü, rotaları belli olmuştu artık. Bozkıra doğru ilerliyorlardı. Eren mürşidin arkasında kaldı. Ayakları kesiklerle dolmuştu, hafif sızlamalar eşliğinde yola devam etti. Mürşit neredeyse hiç konuşmuyordu Eren soru sormaya başladı. “Daha önceden çınarın gölgesinde suyu içtin mi?”
Mürşit arkasını döndü, Eren’in sorusuna bekliyormuşçasına memnuniyetle cevap verdi. “Suyu içtikten sonra gideceğin yerden geliyorum.”
Eren bir şeyler daha soracaktı ancak bozkırın ortasındaki çınar ağacını fark etti ve mürşide onu heyecanla gösterdi. Çınara vardılar nihayet. Mürşit, Eren’den çınarın köklerini sulamasını rica etti. Eren ağacın yanındaki çeşmeye gitti. Hâlihazırda bulunan kovaya su doldurmaya başladı. Kova epeyce büyüktü, ağacın köklerini suladı. Arkasını dönüp yapacağı başka bir şey var mı diye soracaktı ancak mürşit ilerideki tepedeydi. Biraz vakit geçince de gözden kayboldu. Eren çınar ağacına doğru döndü. Ağacın gövdesinde kendisinin sığabileceği kadar genişlikte bir yer açıldığını görünce şaşırdı. Kovuğa yerleşti ve bağdaş kurdu. Çantasından çıkardığı matarayı açtı etrafa kokular saçıldı. Su dedikleri ne ola ki böyle kokuyor diye düşünürken Kalenderan’ın dediği söz aklına geldi. Om mani padme hum ya da mücevher suyun içinde gizli! Biraz daha oturdu. Hazır hissettiğinde mataradaki suyu 12 kerede içti. Gözleri yavaş yavaş kapandı, başı öne düştü. Vücudunu kaplayan mavi ışık çember haline dönüştü ve çınarın etrafını sardı. Mavi çember gittikçe büyüdü tepelerin ardına doğru genişlemeye devam etti. Artık mavi ışığı göremiyordu. Eren ne olacak diye beklerken ağacın arkasındaki çalılıklardan gelen hışırtıyı duyunca irkildi. Kovuktan çıkınca çalılıkların arkasındaki geyiği gördü. Geyik Eren’in gözlerinin içine baktı ve huzursuzlanmadan yoluna devam etti. Eren onu takip etmeye başladı. Geyik beyaz ışıklardan oluşuyordu. Boynuzları yol devam ettikçe düşüyor ve yeniden çıkıyordu. Eren yerdeki boynuzları almadan geyik yoluna devam etmedi. Bunu fark edince düşürdüğü yedi adet boynuzu yerden topladı. Geyik bir mağaranın ağzına getirmişti Eren’i. Aniden içeriye doğru sekerek gözden kayboldu. Eren geyiğin girdiği yere indi içerisi karanlıktı ancak geyik boynuzları yeterince içeriyi aydınlatıyordu. Mağaranın derinliklerine doğru ilerledi. Mağaranın sonunda sedef işlemeli bir taht gördü. Tahtın üzerinde ise mağaranın çıkışı vardı. Çıkış deliğinden süzülen ışık, sedef işlemelere yansıyordu. Parlaklıktan gözleri kamaştı. Elindeki geyik boynuzlarını sağında gördüğü boynuz tepeceğinin üzerine yavaşça bıraktı. Tahta doğru ilerlemeye başladı. İlerledikçe tahtın küçük bir adanın üstünde olduğunu gördü. Tahtın etrafında halka şeklinde intizamlı ve berrak su birikintisi vardı. Eren tahta oturması gerektiğini düşündü. Suya dokunmadan adanın ortasına çıkmaya çalıştı çünkü çamurlu ayaklarıyla suyu bulandırmak istemedi. Ancak başaramadı. Kafası karışmıştı. Tahta doğru baktı ve tahtın üst kısmında “Om mani padme hum” yazdığını fark etti. Kalenderan’ın sözleri aklına geldi, “mücevher suyun içinde gizli.”

Tahtın etrafını saran suyun içine girdi. Elleriyle ayaklarındaki çamuru ovalamaya başladı, su bulanmadan çamur temizlendi. Elbiselerini çıkardı. Anadan üryan su ile temizleniyordu. Elleriyle başını mesh ettikten sonra tahta doğru elini uzattı. Onu engelleyen duvarın artık olmadığını görünce de tahta oturdu. Kafasını kaldırarak çıkış deliğine doğru baktı. Çıkış deliği mavi ışık ile kaplıydı. Çınar kovuğunda suyu içtikten sonra bedeninden yayılan ışığın ta kendisiydi bu.  Işık delikten süzülerek Eren’in vücudunu kapladı. Yolculuk burada sona ermişti. Eren’in gözleri kapandı. Uyandığında ise bir gece önce uğradığı dergâhta buldu kendini. Kendinin bebek halini Eren’in kucağına verdiler. Eren bebekliğini taşıyarak Kalenderan’ın odasına girdi. Kapıyı işaret parmağıyla sıvazladıktan sonra fark etti ki perde artık yoktu. Kalenderan aslında Eren’in yaşlanmış haliydi. Kalenderan Eren’i eğitecekti, Eren’de kendi bebekliğini.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s