İki Yol – Serdar Sevgi

Yokluğundan bugüne olan her hangi bir sabahtan bir tanesinin içerisinde, pek de birbirinden farklı olmayan uğraşlardan bir tanesi ile meşguldüm. Damağımdaki kuruluğu kahve ile perçinleştirip su ile mükâfatlandırıyordum. Beden olarak diri ama ruhen bitiktim. En son senden gittikten sonra, enerjim orada bir yerde kaldı çünkü. O günden bu yana damağımda bir kuruluk ile uyandım sabaha. Rakıdan dolayı! İkimizin ayrı ayrı yerlerde izlediği bir filmin repliği gibi düşün. Sevgilisi ölmüş bir adam, aşkından kopmak zorunda kalmış ondan yaşça daha büyük bir adama söylüyordu rakı kadehini gösterip. “Bir nevi anestezi” diyordu. Öyle bir şey işte! Çok değil azıcık unutmak için, azıcık sönsün diye içimdeki ateş her kadehi bir yangın söndürme tüpü olarak kullanıyorum. Ama olmuyor. Olur gibi oluyor. Lakin hiç olmuyor. Sabah oluyor. Gün başlıyor. Göz kapaklarım açılıyor. Tavanı gördüğüm an aklıma geliyorsun. Yorgun bedenim yorgunluğunu unutuyor o an. Daha hiç isyan etmedi ona yaptığım zulümlerden dolayı sen gittiğinden beri. Direniyor garip ne yapsın! Hep fazla mesai yaptırıyor karaciğere, akciğere bilumum diğer organlara. Beyinle kalp arasındaki gidip gelen senin yokluğunu birazcık hafifletsin diye. Şimdi bir şey yok da ileride yapacağını biliyorum onun bana! Ama olsun. Savunmam dünyanın en güzel tek kelimesinden ibaret her zaman. Sevdim! Bu savunma tüm vücudumu sarmalarken elimde acı kahveye eşlik eden sigaramın dumanını hissetmiyordu bile burnum. Her yudum biraz daha açıyordu gözümü sabaha. Karşımda bir kiraz ağacı vardı. Sen gittiğinden bu güne üç kez bahar açan. Üç kez çocukları kiraza doyuran. Onun altına bir kedi geldi. Ve durdu. Ben acı kahvemden bir yudum daha aldım. Kedi bir sağına baktı bir soluna. Sonra sağa yöneldi gitti. Gittiği yolun sonunda karnını doyuracak bir yemeğin kokusunu mu aldı bilmem ama yemeğe kavuştu! O yemeğe giden yolda emin adımlarla yürürken aklıma bir şarkı düştü. “İki Yol” gittiğinden bu güne gelen çağrıların mesajların bir anlam ifade etmediği, bana ulaşmanın en kolay yolu olsun diye kullandığım telefonumu çıkardım. Bu şarkıyı açtım Mavi Sakal’dan. İki Yol vardı tercih edilmesi gereken. Ben tercihimi yapmıştım. Dünya meselelerini önüme koyup, gerçekliği şahit gösterip. Akıl ve mantık bunu gösteriyor deyip! Öyle olmuyormuş öğrendim! Birden bire boşalan yolların ortasında kalıyormuş insan oğlu! Güneş ne taraftan doğar ne taraftan batar, hangi mevsimde bahar açar dallar, kokusu nedir ilk baharın coşkusunun bunlardan mahrum kalıyormuş insan seçtiği yolla. Hasret kalınırmış yarin güzel kokusuna! Onun için atan kıpır kıpır kalbin coşkusuna. Gözlerindeki ışık kaybolunca anlıyor insan içinde ki çocuğun yetim kalışına. Ve solmaya yüz tutunca çiçek misali, hayatına hayat katanın, bir tebessümü olduğuna! O tebessüm ki en karanlık gecenin aydınlığa çıkış işaretidir. O tebessüm ki umuttur! Ve umut varsa en dipsiz kuyulardan çıkacak bir yol bulur insan! Hele ki o umudu ona veren onda ki en güzel şeyse! İçtiği rakı artar, sigara ciğerleri katran karası yapar, bedeni yeter artık diye havlu atar. Ama bir yazarın dediği gibi olur birden her şey. “Sen Sarıldın Kış Bitti.”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s