Hamlet’in İtirafı – Furkan Akbaş

İnsan bilinmeyenden korkar, Hamlet. Belirsizlik dediğimiz kavram insanın korkusunu tetikleyen bir düşman. Tüylerin ürperir kendinle didişirken, aslında bir illüzyon ile seni ikilemin içine çaresizce çeker. Ah be Hamlet, sen ne çektiysen aklında çözüme kavuşturamadığın sorunlardan çekmedin mi? Var olmanın ya da olmamanın iç dünyandaki kavgalı sorgusunda belirsizlik, açlığını bastırmak için seni yiyip bitirmedi mi? Bu belirsizlik bir araftı sana. Önünde sonu bilinmeyen iki yol vardı ve senin birini seçmen gerektiğinde, derinlerde seni korkudan titreten şey muhtemel olumsuz sonuçlar değil, karar verememekten doğan belirsizliğin korkusuydu. Bütün korkuları yaşanır kılan şey de bilinmeyenden içten içe korkmamız aslında.

 

Ölüm görecelidir. Ölmek kimine göre bir yok oluş, kimine göre bir diriliş… ya da sonsuz düşlere şahit olduğun bir uyku. Ölümü korkunç yapan şey aslında o eylemin kendisi değil, ölümden sonra bize ne olacağıdır. Ne kadar doğru söyledin oysa, o ölüm uykusunda insan ne rüyalara şahit olacağını bilemez ki! İşte bu bilinmeyene karşı duyulan korku, hayatımızın acımasız diktatörü gibi davranır düşüncelerimize. En korkunç acıları yaşamaya razı eder.

 

Seçimlerimizde bizi istediğimizden vazgeçiren şey nedir? Belirsizliğin caydırıcılığı insanın özgürlüğüne işkencedir. Gözlerimizi bağladığımızda korkumuzun sebebi bir yere çarpmak değil, körlüğümüzün ardında bize karşı nelerin durduğudur. Zifiri karanlık bir sahnede sadece neden spot ışığının altında dikilmek isteriz? Işığın  hatları karanlığa karşı gün gibi ortadadır. Tek bir adım atmak için toplayacağımız o deli cesaretini, ışığın ardındaki karanlıkta saklanan bilinmezlik sanki bir hiçmiş gibi geri püskürtür. Bize bir kez dokunması yeterlidir şüphenin, çünkü şüphe bilinmezliğin en büyük müttefikidir.

 

Hiçlik! Neden korkar ki insan hiçlikten, söylesene Hamlet? Var olmamaktan mı? Kendimize kabullendiremediğimiz kavgamız belirsizlikle değil mi? Sen bela denizlerine karşı gardını alacakken diğer taraftan nelere razı olacaktın, düşün bunu! Aslında belirsizliğin ilacı senin için göğse bıçak saplayıp huzuru kucaklamakken, senin için “ölümden sonraki” o bilinmezlik ne çilelere razı edecekti seni? Kaygılarından beraat edip bilinmez umutlara teslim olmaktan seni vazgeçiren şey neydi? İleriye hep bir adım atmak istediğinde seni kolundan sıkıca tutup geri çeken o karşı koyulamaz kuvvet aslında kimdi? Dökülen yapraklar gibi boynu bükük pes eden ve bir bir yitip gidenlerin sayılamadığı bu kavgada kazanan hangi taraftı? Düşünüyorum da, itirafında öyle haklısın ki: Bilinç işte böyle korkak ediyor hepimizi!

 

 

Reklamlar

One thought on “Hamlet’in İtirafı – Furkan Akbaş”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s